KARPA, ONDAN BUNDAN ŞUNDAN, YÜRÜYEMEYENE KAYIK





Gözlerim doluveriyor birden, bıraksam ağlayacağım. Susuyorum gözyaşlarım gözümde.  Gözlerimi yaşartan aniden fark ettiğim küçük şeyler, Karpa Lüleburgaz’da yerel market mahallelerde bir  çok şubesi var, raflardaki kahve fiyatlarını 50 li 60’lı rakamlarda görünce, birden gözlerim yaşardı. Makul fiyata fincanda kahve içilen o kadar az yer kaldı ki. Belediye self servise döndü, bazı yerlerde de otomatlar var sadece. Evimde kahve keyfim gönlümce hele de günümüzde olabilecek en uygun fiyata bulunca. Karpa Türk kahvesinin Lüleburgaz’da her zaman makul fiyatla satıldığı yer, on yıllardır değişmedi, diğer marketlerde 6 tl iken Karpa’da 5 tl idi. Mecburi emeklilik dönemimde olsa kahve rafını boşaltırdım-KHK ile kamudan ihraç edildiğim 5,5 yıl-. Kahve tiryakisiyim. Şimdi çalışıyorum, çocuklarımdan  “Başkalarına da bıraksaydın!” sözünü de işittikten sonra makul miktarda alıyorum. Aramızda kalmasın yerel marketler dışında hiçbir marketten hele zincirlerden alışveriş yapmıyorum. Gazze soykırımının başlamasıyla tamamen ilişkimi bitirdim.    

https://x.com/BDSmovement?s=20  

Online siteler D&R, İdefix, Amazon da boykotuna katıldıklarım. 



Sermayenin sağı solu yok ama benim sağım solum belli. Cennetimizi cehenneme çevirdiler. 


Sevgi Soysal aşkına “Yenişehir’de Bir Öğle Vakti”


Sevgi Soysal’ı okuyorum yeniden, “Yenişehir’de Bir  Öğle Vakti’ni” 

Roman, yarısından sonra ters yüz etti beni, Sevgi Soysal aşkımı alevlendirdi. 


Boyacı Necmi ne söyler “Gülen adam, bir kez eli açık olur. Bu asık suratlılar, aslında cimriler soyudur. V e çoğunluktadırlar. İşte bir gülmeyi bile esirgeyen adam, parayı haydi haydi esirger” “ Bunlar cehennemi de kahrederler. Ulan bütün şen çingene tayfası cehennemde yine bunları eğlendirmek zorunda kalacak. Bu korkuluk takımı cennete gitmez elbet. Bize orada da hayat yok ağbicim. Güldü Necmi, öyle düşüncelerle karartmazdı içini, hiç.” 


“Şu güzelim cenabı hakkın şaşırıp da bize verdiği gurban olunası hayatı bir suç gibi yaşarlar. Bizler, bize bedavadan verilen tek şeyin kıymetini biliriz, onun için bizde neşe de serbest, yaygara da. Yaygara kanunu geçer çingenelerde.” “Hünerin karnını doyurur, neşen de gönlünü hoş tutar”

Aysel, sex işçisi, fahişe, orospu, abla-analı….kafa kâğıdı yok.

“Ulan on yıldır fahişeliğin kalktığını gördün mü?” “Görmedim” “Eeh, demek ki işin fuhuşla mücadele değil; tek başına fuhuş mu olur? Biz kimlerle fuhuş yapıyoruz….”


Lavarla- Ankara’dan “Sigara izmaritini neden yere atarız?” İbrahim Türk


Peki ya bugün “Hava nasıl Ankara’da” İbrahim Türk’ün yazısında, Lavarla’da

https://lavarla.com/kucuk-ve-inatci-bir-atik-sigara-izmaritini-neden-yere-atariz/ 


“  Büyük kampanyalardan ya da sert yaptırımlardan önce, gündelik hayatta zaten mümkün olan küçük pratiklere bakmak gerekiyor. Kendi adıma, sigara içerken izmariti çoğu zaman pantolonumun arka cebine, boş bir pet şişenin içine ya da çantamın kenarına koyuyorum. Çöp gördüğümde çıkarıp atıyorum. Eğer bunların hiçbiri mümkün değilse, izmariti yerde söndürüp bir çöp kutusu görene kadar elimde taşıyorum. Benzer biçimde, sigaranın kağıdını ya da izmariti kısa bir süreliğine cebinde taşımak, kahve bardağının kapağını ya da küçük bir poşeti geçici bir atık alanı olarak kullanmak da mümkün. Zahmetli görünen ama aslında çok küçük olan bu tercihler, doğru davranışın imkansız olmadığını; izmariti yere atmanın da tek seçenek olmadığını gösteriyor. Mesele, daha fazlasını yapmak değil, yalnızca yere bırakmamayı seçmek.” İbrahim Türk


Anılar benden Masal masalımsılar da


Önüme anılarım düştü, okumaya ara verdim biraz yazdım biraz çizdim. Çocukluk yıllarım, annem, babam…nasıl anlatsam Babam Ziraat bankası müdürü, evli üç çocuk babası yirmi yılda on bir yer gezmiş devlet memuru. Usulsüz kredi vermemiş, baskıyla yer kiralamamış. Emekli olduğunda bile kabusu hurç hazırlamaktı rüyasında-ev taşımada eşyaların kilimlere sarılarak halatlarla özel paketlenmesi-  uyandığında da çok sevinirdi tayininin çıkmamış olmasına. Evinde kendi yatağında öldü, felç geçirdikten kısa bir süre sonra. Yaşadığı günlerdeki kadar acı çekmedi, sürünmedi, yoğun bakımlarda aylarca kalıp her tarafına serumlar, hortumlar bağlanmadı. Felç geçirene kadar akıl sağlığı, değerleri inançları yerli yerindeydi. Doğrusuyla yanlışıyla, öfkesiyle sevinciyle samimiydi, vefalıydı, aynı çatı altında onunla yaşamak hiç kolay değildi. Yıllar içinde değişti dönüştü hele de torunlardan sonra…televizyonda Tarkan konseri izleyebilmemiz bir bayram günü en büyük torununun televizyon kumandasını ele geçirmesi sayesindedir. Hayattaki hatalarına karşı telafi hakkını da iyi kullandığına inanıyorum. Toprağı bol huzurla uyuyordur yattığı yerde. Annemi de hatırladım tabii ki elbet gelir zamanı, neşesi neşemdir en kıymetli mirasımdır ondan bana…hoşlanmadığı öfkeli anlarda bir yüz buruşturması vardı ki şu an çok komik geliyor bana. Onun da toprağı bol, o da huzurla uyuyor yattığı yerde o da yatağında öldü uyurken uyanmadı bir sabaha, yumuşacık saçlarının kokusu burnumda. 


Şimdi buraya kadar okuduysanız sizi eli boş göndermemem gerekir, masal masalımsı çam sakızı çoban armağanı ne çıkarsa kısmetinize.

AYILANA GAZOZ BAYILANA LİMON

YÜRÜYEMEYENE KAYIK SONRASI HELİKOPTER


Bir bir varmış bir bir varmış 

hep hep yokmuş hep hep yokmuş. 

Akla vicdana sığmaz işler pek çokmuş.

 İşte böylesi günlerde 

Esterekli havalar 

İklim ısıtması

Kıyamete kadar…

Hepimizi yakar

Bugün bahar 

İki gün öncesi ayaz 

Üç gün öncesi seller sular

Bize ne yarar külliyen zarar yazar

Zarar yazar

Boş mide guruldar

  





Yorumlar

ANLAR ANILAR NE SÖYLER?