20262YA NE KALDI DERKEN OCAK AYI BİTMEDEN





ı



OCAK 2026 BİTMEDEN









Şunun şurasında 2026’ya ne kaldı derken şafak söktü erken.

2025 şükrettiğim yılım oldu.

Hastalandım iyileştim, ağrılarım acılarım oldu geçti. 

Öfkem minicik bakır bir top avucumun içindeydi, 

İçtim bir bardak suyla, sindirdim, sinmedim.

 Su hayat.

Hayat nehirde bir su damlası olmak ise, 

benim ki bir dere. 

Toprağı sulamak, 

cümle canlıyı kurdu kuşu susuz bırakmamak

 İçinde kırmızı benekli alabalıklar, 

kıyısında kurbağalar. 

Kurbağalar aniden suya zıplar

 dere kıyısındakilerin yüreği hoplar. 

“Sadece kurbağaymış” sözünü gülüşler saklar. 


DİL ÜSTÜNDE SÖZCÜK KAYDIRMACA

Hınç bilemek, Diken’deki köşe yazısında Mustafa Alp Dağıstanlı kullanmış. Diş bilemeği buldum, hınç hınçlanmak olarak kaldı, “hınç bilemek” tutarsa neden olmasın ki!

TDK sözlüğünde ise: Hınç; öç alma duygusu ile dolu öfke, kin, gayz. Hınç almak, hıncını çıkarmak. Hınç öfkesiz olmaz . Gayz’a gelince Osmanlıca sözlükte: Dargınlık, kızgınlık, öfke. Öç almak, intikam almak derecesine ermeyen hınç, gayz uyar bana. Yapmaya çalıştıklarımızın katalizörü-bir olayın tepkimenin hızlı verimli yürümesini sağlayan iyon, etmen, etken- hislerimiz sonuçta. 


https://www.diken.com.tr/hinc-bilemek/


Van gogh gibi resim yapmak isterdim, Melih Cevdet Anday’ın Rosenberglere yazdığı şiiri de yazmak isterdim. Alttaki duygum kıskançlık onunla birlikte  bitimsiz bir hayranlık. Resimleri, şiirleri benimle ya! İşte bu nedenle de minnettarlık.

Onlarla bir bağ kurma şansımın olması talih kuşunun başıma konması. 


Çocuklarının Kaleminden ve Mektuplarıyla Rosenbergler



Bir çift güvercin havalansa                                                                                                                        

Yanık yanık koksa karanfil                                                 

Değil bu anılacak şey değil                            

Apansız geliyor aklıma…


Neredeyse gün doğacaktı

Herkes gibi kalkacaktınız

Belki daha uykunuz vardı

Geceniz geliyor aklıma 


Sevdiğim çiçek adları gibi

Sevdiğim sokak adları gibi

Bütün sevdiklerimin adları gibi 

adınız geliyor aklıma


Rahat döşeklerin utanması bundan

Öpüşürken bu dalgınlık bundan

Tel örgünün deliğinde buluşan.

parmaklarınız geliyor aklıma 


Nice aşklar arkadaşlıklar gördüm

Kahramanlıklar okudum tarihte

Çağımıza yakışan vakur, sade

Davranışınız geliyor aklıma


Bir çift güvercin havalansa 

Yanık yanık koksa karanfil

Değil unutulur şey değil

Çaresiz geliyor aklıma



Birde zamansal bakıldığında geç tanışmışlıklarım var bir tanesi Apaçık radyo. 

Taşrada yaşadığımın da etkisi var da, belki de benim zamanım şimdilermiş. Gücüm kuvvetim sabrım ancak günlük yaşama yetmiş. Çocuklarımın her anına tanık olmak, onların büyümelerini görmek tek geri getiremeceğim anlar en muhteşeminden. Elimden geldiğince, yeterince yetebildiğimce iyi bir anne olmaya çabaladım. Hele pandemide yetişkin çocuklarımla aynı çatı altında yaşamak bir ömre bedeldi.   


Play Store vb yerden Apaçık radyo uygulamasını indirebilirsiniz.  Ya da Web’den. 


https://apacikradyo.com.tr.


Şimdi burada bu yaşımda; artık okumak, yazmak, dinlemek çalışmak işimi yapmak,  Apaçık radyonun arkadaşlığı, dostluğu ile  evimde işimi gücümü yapmak, kahvemi çayımı yudumlamak keyfim; yaşamımın-yaşamın- pimi çekilmiş bir el bombasına  dönüştürülmüş yeryüzünde sürdüğünü hissederek. 


KENTTEN KISA KISA 


Bir ziraat mühendisi ile kentte budama adı altında yapılan ağaç kesimlerini konuşuyorduk ki, akla vicdana sığmayan uygulamaları yapanların- öğrendiğim edindiğim güvenilir kaynaklara göre düşüncem-


“Mutlaka birden çok açıklamaları vardır” demişti. 


 Kentin girişindeki kavşağın en büyük göbeğinde aynalı kavak ağaçları yaşarmış, sayıları bir elin parmağını bulmayan. Artık yoklar, üç beş yıl derin budama “aaa kurumamışlar mı daha” der gibi geçtiğimiz yıl bir de baktım ki köklenmişler, kalmamış izleri. Aynalı kavağın hayranlarının, o kavağın altında gölgesinde uzanan sokak hayvanlarının, börtü böceğin yapraklarını hışırdatan rüzgarı, ağaçların ahı tutmaz mı! 


Her yere servi dikmeli, karasından budayamayacaklar. Mezarlık servileri yeşillendiriyor kenti.








Aynalı kavak ağacının dala yaprağa bürünmüş fotoğrafını arşivimde aramaktayım, çektim diye hatırlıyorum. 


Sadık Gürbüz’den “Kara kara kazanlara, kara yazı yazanlara” türküsünü de buraya bırakıyorum. 

Tolstoy’un “İnsan ne ile yaşar, insana ne kadar toprak lazım”   


31-12-2025


Hava iyice soğudu üç dört gündür don var.

Gözünün yaşına bakılmayanlar ağaçlar, sokak hayvanları, kadınlar, çocuklar. 



Magnolia 30-12-2025 izledim, izlemiştim önceden kalan sahneler seyrettikçe hatırladım…hatırladığım gökten kurbağa yağması. Filmi yeni izlemişim gibi oldu. Oyuncuların güzelliği beni vurdu. Tom Cruise bile kendi rolünde iyi bir iticiydi. 

Son nefesimizi nasıl vereceğiz? Ölümün soluğu ensemizdeyken pisliklerimizi itiraf edip bir de merhamet mi bekleyeceğiz? 


Apaçık radyosuz olmaz hakikatler …..

https://open.substack.com/pub/acikradyo/p/yeni-somurgecilik-duzeniutm_campaign=post&utm_medium=email


Bize bir masal masalımsı gerek 

Yeni bir yıla girdik 

Dilek dilemek gerek

Bize bir masal masalımsı gerek

Dışarda ayaz, yağmur fırtına 

Günü gününe uymaz bir hava

Girdik mi yeni yıla 

Bize bir masal masalımsı gerek 

Kaybın telafisi yok

Ölümün çaresi 

Gidenin dönesi yok

Alanın veresi yok

Yalan dünyanın tutulacak ucu bucağı yok

Yalan dünya, bu dünya yalan dünya 

Yalan yalan yalan dünya.

Ne yalanı dibine kadar gerçek dünya 

Acısı sevinci kederi ölümü 

Neşesi gerçek gerçek dünya






                        CELLATLAR YAŞAR MEZARINDA ADLARI YAZAR









.
.









Bir zaman

Cellatların adı yokmuş mezar taşında 

Şimdiki zaman

'modern zamanda'

Cellatların elleri havada 

Masumlar yatarmış toplu mezarda 

bir adları, bir anıları kalırmış 

anacak birileri kalmışsa ardlarında

Zalimlerin zombileştiği çağda 





https://masalyazar.blogspot.com/2024/01/cellatlar-yasar-mezarinda-adlari-yazar.html 


Minnoş ben....

Yorumlar

ANLAR ANILAR NE SÖYLER?